CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla “Gelecekleri Çalınan Gençlerin Bayramı” başlıklı bir açıklama yaptı. Tanrıkulu, 19 Mayıs 2026’yı “eriyen bir nesil, çalınan bir gelecek” olarak tanımladı ve TÜİK verilerine dayanarak genç nüfus oranının yüzde 14,8’e düştüğüne dikkat çekti. Bu durumun yalnızca bir istatistiksel gerileme olmadığını, aynı zamanda gençlerin ülkeye dair umutlarının kaybolduğunun bir işareti olduğunu vurguladı.
EĞİTİME VE GELECEĞE GÜVEN AZALIYOR
Tanrıkulu, Türkiye’deki eğitim sisteminin artık bir “kurtuluş yolu” olmaktan çıktığını ifade etti. Gençlerin yarısından fazlasının eğitim yoluyla daha iyi bir sosyoekonomik düzeye ulaşabileceklerine inanmadığını belirten Tanrıkulu, eğitim sisteminin bilinçli bir şekilde zayıflatıldığını öne sürdü. Bu durum, gençlerin “diplomalı işsizler ordusuna” dönüşmesine neden oldu. DİSK-AR verilerine göre, geniş tanımlı genç işsizlik oranı yüzde 38,3’e, genç kadınlarda ise bu oran yüzde 49,1’e ulaştı. Her dört gençten birinin ne eğitimde ne de istihdamda bulunduğunu vurguladı.
KÜLTÜREL YOKSULLUK VE SOSYAL Dışlanma
Habitat Derneği’nin araştırmasına atıfta bulunan Tanrıkulu, gençlerin yüzde 84’ünün “göreli yoksunluk” yaşadığını, bu durumun gençlerin kültürel ve sosyal hayattan dışlandığını gösterdiğini belirtti. 2005 yılında burslu bir öğrencinin ayda 29 kez tiyatroya gidebildiğini, günümüzde ise bunun sadece altı kezle sınırlı kaldığını dile getirerek durumun ekonomik değil, kültürel bir yoksullaşma olduğunu ifade etti.
GENÇ KADINLARIN ZORLUĞU
Genç kadınların ekonomik kriz ve toplumsal baskının en ağır yükünü taşıdığını belirten Tanrıkulu, “Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET)” kategorisinde yer alan gençlerin yüzde 73’ünün kadın olduğunu ve bu kadınların çoğunun ev içi emeğe hapsedildiğini vurguladı. TÜİK’in kadına yönelik şiddet araştırmasına değinerek, 15-24 yaş arasındaki kadınların psikolojik, dijital, ekonomik şiddet ve ısrarlı takip gibi konularda en yüksek oranlarla karşılaştığını belirtti.
BARINMA KRİZİ VE BEYİN GÖÇÜ
Tanrıkulu, gençlerin barınma sorununa da dikkat çekerek, devlet yurtlarının güvenli ve sağlıklı yaşam alanları olmaktan uzaklaştığını ifade etti. Gençlerin büyük bir kısmının başka bir şehirde veya başka bir ülkede yaşama hayali kurduğuna dikkat çekti ve Habitat Derneği verilerine göre, gençlerin yüzde 28’inin yurtdışına yerleşmeyi düşündüğünü aktardı.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNU
Tanrıkulu, gençlerin sadece ekonomik sorunlarla değil, aynı zamanda ifade özgürlüğüne yönelik baskılarla da karşı karşıya olduğunu belirtti. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle gençlerin yargılanma korkusu yaşadığını ifade ederken, bir pankart nedeniyle tutuklanan Esila Ayık örneğini hatırlattı. İfade Özgürlüğü Derneği verilerine dayanarak, Türkiye’nin “engelli web ve susturulmuş meydanlar ülkesi” haline geldiğini savundu.
GENÇLERİN İŞ GÜVENLİĞİ
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, 2013-2025 yılları arasında en az 4,544 genç işçinin yaşamını yitirdiğini belirten Tanrıkulu, gençlerin fabrikalarda, motokuryelikte ve inşaatlarda hayatlarını kaybettiğini ifade etti. 2024 yılında öldürülen motokurye Ata Emre Akman üzerinden adalet sistemine yönelik eleştirilerde bulunan Tanrıkulu, gençlerin yaşam hakkının yeterince korunamadığını savundu.
Tanrıkulu, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “19 Mayıs 2026 itibarıyla görevimiz, gençleri ‘kurban’ olarak gören bu dili reddetmektir. Gençlerin 19 Mart ruhuyla yükselttikleri ‘hak, hukuk, adalet’ çığlığı, sadece bir itiraz değil, yeni bir Türkiye’nin inşası için bir iradedir. Biz onlara yalnızca bayram borçlu değiliz; iş yerlerinde ölmedikleri, yurtlarda çürümedikleri ve düşünceleri yüzünden hapsedilmedikleri bir ülke borçluyuz. Bu düzen değişecek, bu ablukayı gençler kendi elleriyle yıkacak.”